Ü
Y
E
L
İ
K

Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü Bayram Yapıncaya Dek!

Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü Bayram Yapıncaya Dek! Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü Bayram Yapıncaya Dek!

Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Bugün yine, kadını çalışma hayatında ve sosyal yaşamda geri bırakmak için uğraşan yöneticilerin, kadın emeğini sömüren patronların dahi kadınları övmek için sıraya girdiği bir gün olacak. Yılın bir gününde kadını övmeyi, 364 gününde ise dövmeyi kendine hak gören birçok erkek bugün sokaklarda ellerinde çiçeklerle gezecek.

Oysa Türkiye'de kadın olmaya dair gerçekler, bu bir günlük “vitrin düzenlemesiyle” kapatılmaktan çok uzaktır. Türkiye'de 8 Mart bir bayram gibi coşkuyla değil kadınların haklı isyanıyla karşılanmaktadır.

Bu durumun somut nedenleri ise açıktır:

İktidara geldiği günden bu yana Türkiye'deki demokrasi ortamını giderek daraltan AKP, kuşkusuz en büyük darbelerden birini kadın hakları konusunda vurmuştur. İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmenin, “aile odaklı” adı altında sürdürülen gerici politikaların, cezasızlık ritüellerinin ve 6284 sayılı kanunun uygulanmamasının sonucu olarak kadın cinayetlerinde ülkemiz her geçen gün daha kötüye gitmektedir.

İktidarın kadına yönelik gerici ve baskıcı söylemleri ile kadına şiddeti cinayet/taciz/tecavüz davalarındaki akla ve vicdana sığmayacak ceza indirimleri, potansiyel kadın katilleri ve tecavüzcüler işin adeta dolaylı teşvik niteliği görmektedir.

Kadına nasıl giyineceğini, nasıl güleceğini, ne kadar doğuracağını dayatan, dayatmaya çalışan zihniyetin yönettiği Türkiye'de 2024 yılı 394 kadının katledilmesiyle son 15 yılda en fazla kadının öldürüldüğü yıl olmuştur.

Kadını eve hapsetmek isteyen, onun sadece çocuk doğurması gerektiğini savunan, onun bedeni ve tercihleriyle ilgili kararını elinden almaya çalışan iktidar politikaları kadın haklarını iyice budamış, ülkemizi de bir asır öncesine geriletmiştir. Büyük önder Atatürk sayesinde birçok Avrupa ülkesinden bile önce kadına seçme ve seçilme hakkı tanıyan bu Cumhuriyet, şimdi kadınların can korkusu, haksız yere işsiz bırakılma korkusu, taciz/tecavüz korkusu, şiddete uğrama korkusu olmadan sokaklarında dolaşamadığı bir ülkeye dönüştürülmektedir.

Bizzat İçişleri Bakanlığı'nın açıklamalarına göre 2024’te (en az) 32 kadın devlet koruması altındayken öldürülmüştür. Yani “beni öldürecekler” diyerek somut gerekçelerle kendisine sığınan kadını dahi koruyamayan bir sistem vardır.

2024’teki kadın katillerinden 42’sinin suç kaydı bulunmaktadır. Yani cezaevlerini muhaliflerle dolduran sistem, suç işleyeceği belli olan şahısları dahi ıslah etmeden, yeterince cezalandırmadan topluma salmakta ve takip etmemektedir.

2024 yılında 280 kadın, evli oldukları erkek, baba, oğul veya bir akraba tarafından öldürülmüştür. Yani iktidar 2025’i “Aile Yılı” ilan ededursun, kadınların birçoğunun potansiyel katillerle yaşadığı gerçeği söz konusudur.

2024’te 57 kadın kendi evinde öldürülmüştür. Yani yine iktidarın eve hapsetmeye çalıştığı kadın, o hapsedilmek istendiği evde de güvende değildir.

Sadece geçen ay 16 kadının katledildiği, 21 kadının ise şüpheli biçimde öldüğü göz önüne alındığında, bu konuda günden güne gerilediğimiz açıkça anlaşılmaktadır.

Öte yandan kadınlar, hayatında da fazlaca sömürülmekte ve haksızlığa uğramaktadır.

Kadınların evdeki emeği adeta mecburi vazifesiymişçesine görünmez kılınmakta, bizzat iktidarın politik söylemleriyle değersizleştirilmektedir. İş hayatında ise kadınlar taciz, mobbing, sözlü ve fiziki şiddet, sırf kadın olduğu için düşük ücret alma, güvencesiz çalıştırılma, hamilelik/evlilik gerekçeleriyle işsiz bırakılma tehditleriyle yüz yüzedir.

ARTIK YETER! Genel Sağlık-Iş olarak altını çiziyoruz: Kadın hakları mücadelesi sadece kadınları ilgilendiren bir kavga değildir; kadın-erkek eşitliği bir uygarlaşma meselesidir. İnsanlık tarihinde tek bir örneği dahi yoktur: Laikliğin olmadığı yerde kadınlar özgürleşemez ve kadınların özgürleşemediği bir ülke, ‘muasır medeniyetler seviyesi'ne ulaşamaz.

Kadın haklarının iyileştirilmesi, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması için tek bir acil reçete vardır:

İstanbul Sözleşmesi'ne dönülmesi ve 6284 sayılı kanunun etkin biçimde uygulanması, kadınlara karşı işlenen suçlarla etkin mücadele, aile içi şiddeti engellemeye yönelik etkin söylem ve politikalar, laiklik karşıtı söylem ve politikaların terki, eğitim ve hayatında devlet eliyle teşvikler.

Bu reçeteyi görmezden gelen hiçbir iradenin, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'ndeki hiçbir ezbere övgüsünü ciddiye almıyoruz!

Bizler, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün bayram gibi karşılanabileceği bir ülke için mücadele etmeye uslanmadan devam edeceğimize söz veriyoruz!